Yeni Evlilerin Korkulu Rüyası
insel Efsaneler Yeni Evlilerin Hayatını Karartıyor
Yanlış inanışlar yeni evli çiftlerin hayatını kabusa çevirebiliyor. Kadınlar en çok acı çekme korkusu yaşarken erkeklerde en çok karşılaşılan yanlış inanış ise her an cinselliğe hazır ve cinsellikte başarılı olma gerekliliği.
Yeni evlenenlerin bilgisizlik ya da yanlış bilgilenme nedeniyle cinsel ve ruhsal problem yaşadıklarını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, Bilgi eksikliği nedeniyle oluşan korkular ortadan kalkınca hem ruhsal sorunlar hem de çiftlerin arası düzeliyor diyor.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, Toplumda yaygın olarak doğruluğuna inanılan ama aslında doğru olmayan cinsel mitler nedeniyle sorun yaşayan çiftlerle çok fazla karşılaşıyoruz diyerek şunları söylüyor:
Cinsellik mahrem bir konu. Rahat rahat konuşulabilen bir konu değil. Bu yüzden de kulaktan dolma şeylerle evliliğe adım atınca sorun yaşamak da kaçınılmaz oluyor.
Kadınlarda en çok acı çekeceğim korkusu olduğunu belirten Akbaş, Çevresinden sürekli cinsellikte kadının çok acı çektiğini, çok kanama olacağını duyan kadın evlenince kendini kasıyor. Cinselliği rahat yaşayamıyor. O nedenle de vajinismus vakaları ile çok fazla karşılaşıyoruz. Vajinismusun altında çok büyük bir oranda bilgi eksikliği yatıyor. Daha ilk seansta bilgilendirmeyle kafasındaki korkuyu yok ettiğimiz dolayısıyla sorunu çözdüğümüz vakalar oluyor. Erkeklerde en çok karşılaştığımız yanlış inanışlar ise erkeğin her zaman cinselliğe hazır ve cinsellikte başarılı olması gerektiğidir. Bu da erkeğin başarısızlık korkusu yaşamasına neden oluyor. Erkeklerde cinsel organın boyutu cinsel gücün göstergesidir şeklindeki cinsel mit de erkeklerin sıkıntı yaşamasına neden oluyor.
HER ÇİFTİN NORMALİ FARKLI OLABİLİR
Cinsellikte normal kurallar olmadığının altını çizen Akbaş, hangi konularda çiftlere destek verdiklerini şöyle anlatıyor:
Cinsellikte şu kadar sıklıkla ilişkiye girmelisiniz, normal olan kurallar şunlardır gibi önerilerimiz yok. Her çiftin bir ritüeli vardır. Yani kimi çift haftada bir kere ilişkiye girmekten hoşlanır, kimi ayda 3 kez Her iki örnekteki çift için de bir sıkıntı yoksa biz buna çok az diyemeyiz. Eşlerden birinin sıkıntısı var diğerinin yoksa bunun için doktora geliyorlarsa ortak nokta bulmalarına yardımcı oluyoruz. Ancak eskiye oranla çiftlerin sorunlarında azalma var. Eskiden sorun kronikleştiği için çözmek de zor oluyordu. Çünkü cinsel sorun, ilişki sorununa dönüşüyordu. Yani eşlerini arası bozulmuş oluyordu. Sorun büyümeden geldiklerinde çok daha kolay oluyor. Cinsel sorunların çözümü için doğru bilgilendirme çok önemli. Özellikle anatomi konusunda bilgi akışının daha ilk öğretimde başlaması gerekir.
Yanlış cinsel inanışlar
- Cinselliği erkek başlatır ve yönetir; bu erkeğin üzerinde çok ciddi baskı oluşturuyor. Başlatmalıyım kontrol etmeliyim, yönetmeliyim kaygısı yaşıyor.
- Erkek cinselliğe her zaman hazırdır.
- Erkek cinsel organının boyutu cinsellikte çok önemlidir.
- Cinsel ilişkiyi başlatan kadın ahlaksızdır.
- Cinsel ilişkiyi erkek başlatmalı ve yönetmelidir.
- Kadınlar ilk cinsel deneyimlerinde büyük bir kanama yaşarlar: Halbuki bugün biliyoruz ki bazı kızlık zarları elastiki ve hiç kanama olmayabiliyor, esnek olabiliyor. Bu da normal bir süreç.
- Cinsel ilişki, cinsel birleşme demek değildir. Yani cinsel ilişki penisin vajina ile ilişkisi değildir; her ilişkide mutlaka cinsel birleşme yaşanması gerekmez. Cinsellik yakınlaşmakla duygusal anlamda düşünsel anlamda paylaşmakla başlar.
Çiftlere Öneriler
- Çiftler ilk etapta endişelerini, korkularını ve cinsel beklentilerini paylaşmalılar. İletişim çok önemli.
- Çiftlerden herhangi birinin bir rahatsızlığı, sıkıntısı varsa yokmuş gibi davranmamalı. Örneğinrol yapma meselesini çok fazla dinliyoruz. Sakıncalı bir davranıştır.
- Cinsel sorunlar aile içinde çok fazla açıklanmamalı. En uygun yöntem bir uzmana danışmaktır.
Sevgilinize minik hediyeler sunun:)
Romantizm sizin için ne ifade ediyor? Kimilerinin romantik, kimilerinin ise klişe ve gereğinden fazla bulduğu birçok şey var. Siz eşinizin en çok nelerden hoşlandığını biliyor musunuz? En çok neden hoşlandığınızı biliyor musunuz? Size yapılmasından zevk aldığınız ancak eşinize saçma görünen ya da size abartı ve abes gelen oysa onun şiddetle istediği romantik davranışlar olabilir. Bunları eşinizle konuşun. Belki de onu pahalı bir saat almak yerine bir buket fulya ile mest edebilirsiniz.
Küçük şeyleri sevenler için işte denemeye hazır birkaç fikir:
İşten eve dönerken eşinize ya da sevgilinize gül alın.
Centilmen olmak tarihe karışmak üzere. Dışarı çıktığınızda kolunuza girmesini teklif edin ve ona her yerde böyle eşlik edin.
Onunla buluşmak üzere onu evinden almaya gittiğinizde ellerini tutup öpün ve ne kadar güzel göründüğünü söyleyin.
Sevgiliniz televizyon seyrederken ya da uyurken parmaklarınızı saçlarında gezdirin, yüzüne, omuzlarını, ellerine ve kollarına sevgi dolu dokunun.
Boynuna ve başına öpücükler kondurun.
Eşiniz/sevgiliniz aletli jimnastik mi yapıyor? Ona ne kadar iyi göründüğünü söyleyin.
Elele yürürken ona bakıp gülümseyin ve elini sevgiyle sıkın.
Eşinizin/sevgilinizin gazetede en çok okuduğu sayfaya “seni seviyorum” notu yazın.
Erkek arkadaşınıza ya da kocanıza iltifat edin. Kadınlar her zaman iltifat alırlar ancak erkeklere yeterince iltifat etmezler. Ona mükemmel bir baba, en iyi eş, dünyadaki en romantik erkek olduğunu söyleyin. Şunları şunları yaptığında sizi ne kadar etkilediğini anlatın.
Eşiniz/sevgiliniz işten eve döndüğünde onu kendinize çekerek sarılın ve ona “Seni bugün çok özledim” deyin.
Eve gelirken onun en sevdiği dondurmayı vb. alarak onu şaşırtın.
Eşinizin/sevgilinizin güne sizin öpücüklerinizle uyanmasını sağlayın.
Bağlanmak
Yakın ilişki, ilişki içinde olduğumuz gibi olabilmemiz ve diğer kişinin de bunu yapabilmesi olarak tanımlanabilir.”Olduğumuz gibi olabilmek”; önemli konularımızı rahatlıkla konuşabilmemiz, duygusal açıdan önemli bulduğumuz noktalarda açık davranabilmemiz ve kabul ve sınırlarımızın belirgin olabilmesi anlamına gelir.
Diğer kişinin de bunu yapabilmesi demek de onun gerçek düşünceleri, duyguları ve inançlarına saygı duymak, onu değiştirme, inandırma ya da düzeltme gereğini duymamak demektir.Bir başka deyişle, iki tarafın da sessiz kalmadığı, benliğine aykırı davranmadığı, güçlerini, zayıflığını ve yeteneğini dengeli bir şekilde ifade edebildiği ilişkidir yakın ilişki (Lerner, 1994)
Leyla Navaro “Tapınağın Öbür Yüzü” (1996) adlı kitabında sağlıklı bağımlılık ve sağlıksız bağımlılık kavramlarından söz etmiştir. Sağlıklı bağımlıklar zaman zaman ilişki içinde her iki cins tarafından karşılıklı olarak yaşanabildiği sürece sevip sevilmenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.
Navaro’ya göre, devamlı ilişkilerde, duyguların ve düşüncelerin açıkça ifade edilebilmesi, mutlulukların ve acıların çekinilmeden paylaşılması ve tarafların cinsel ve edinilmiş rollerine bağımlı olmadan birbirleriyle oldukları gibi olabilmeleri sağlıklı bağımlılığın göstergeleridir. Sağlıksız bağımlılık ise hastalık veya sorunlu bir dönem dışında, yaşamını sürdürmek için diğer başka bir kişiye sorgusuzca, çaresiz ve vazgeçilmez şekilde bağımlı olmak, günlük yaşamını onsuz sürdürememek hali olarak kendisini gösterir (Navaro, 1996).
Bağımlı mısınız?
Aşağıda, bağımlı bir ilişkinin bazı belirtileri yer almaktadır. Size uygun gelip gelmediğine bakın:
1. İlişkinin size zarar verdiğini bilmenize rağmen (ve belki başkalarının da bunu size söylemesine rağmen) ilişkiyi bitirmek için etkin ve somut adım atamıyorsanız ,
2. İlişkiyi sürdürmek için kendi kendinize, gerçek olmayan ya da ilişkinin zararlı yönleri ile başa çıkacak kadar güçlü olmayan nedenler öne sürüyorsanız, üretiyorsanız,
3. İlişkiyi bitirmeyi düşündüğünüzde, sizi ilişkiye daha da fazla bağlayan, korkunç derecede bir kaygı ve korku hissediyorsanız,
4. İlişkiyi bitirmek için adım attığınızda, fiziksel huzursuzluğu da içeren, size acı veren yoksunluk belirtileri gösteriyorsanız ve bu belirtiler sadece ilişki yaşanılan kişi ile tekrar temas sağlandığında yok oluyorsa
Bu belirtilerin bir çoğu size uyuyorsa, büyük bir olasılıkla bağımlı bir ilişki yaşıyorsunuz ve kendi hayatınızı yönlendirme kapasitenizi yitirmişsiniz demektir. Bu duruma bir son vermek için öncelikle bağımlılığınızın temelini anlamaya çalışmalısınız. Bu şekilde, gerçekte bu ilişkinin daha iyi bir duruma gelip gelemeyeceği ya da ilişkiyi bitirmeniz gerekip gerekmediğini belirlemek için gerekli olan bakış açısını kazanırsınız.
Bağımlılığın temelinde yatanlar
Kötü bir ilişkiyi sürdürme kararınızı etkileyebilecek bazı faktörler bulunmaktadır. Maddi bağımlılık, aynı evi paylaşmak, çocuklar üzerindeki olası etkiler ve diğer insanlardan gelebilecek tepkiler, pratik olarak göz önünde bulundurduğunuz ve sizi ilişki içinde tutan yüzeydeki faktörler olarak sayılabilir.
Daha derin bir düzeyde; ilişkiler, özellikle de söz konusu olan ilişkiniz ve kendiniz hakkındaki inançlarınız yer almaktadır. Bu inançlar, “Aşk sonsuza dek sürer”, “Bir ilişkiyi bitirirsen bir işe yaramıyorsun demektir”, “Yalnız kalmak korkunç bir şeydir”, “Kimseyi incitmemelisin” gibi öğrenilmiş sosyal mesajlar şeklinde olabilir.
“Bir daha başka birini bulamayacağım”, “Yeterince çekici ya da ilgi çekici biri değilim” ya da “Eğer çok uğraşırsam bu ilişkiyi kurtarabilirim” gibi kendinize dönük inançlarınız da üzerinde durulması gereken başka faktörlerdir.
En derinlerde, ilişkiniz konusunda karar verme yetinize bilinçdışı duygularınız engel olabilir. Bu duygular hayatınızın erken dönemlerinde gelişir, sıklıkla sizin farkındalığınız dışında çalışır ve de hayatınızın üzerinde hatırı sayılır bir etkiye sahip olabilmektedir.
Psikolojik gelişim açısından bakılırsa, çocukların sevilmeye, bakılmaya ve özgürlükleri konusunda teşvik edilmeye ihtiyaçları vardır. Anne babaların bunları yerine getirmeleri, çocukların ileride yetişkin bireyler olduklarında ilişki kurma ve ilişkiyi bitirebilme konularında sağlıklı hareket etmelerini sağlar. Bu ihtiyaçların karşılanmadığı durumlarda çocuklar yetişkin olduklarında “muhtaç olma” duygusu ile baş başa bırakılmış olurlar ve “bağımlı” ilişkilere daha çok eğilimli hale gelebilirler.
Bağımlı ilişkinin üstesinden gelmek için stratejiler
Robin Norwood, “Women Who Love Too Much” (1985) adlı kitabında bağımlı ilişkilerin üstesinden gelmek için on aşamalı bir plandan söz eder.
1. Bağımlı ilişki biçiminden kurtulmayı hayatınızdaki en öncelikli konu olarak görün.
2. “Bencil” olun, yani kendi ihtiyaçlarınızın karşılanmasını daha etkin bir biçimde sağlamaya çalışın.
3. Kişisel sorunlarınızla ve yetersizliklerinizle cesaretle yüzleşin.
4. Kendinizle ilgili ihtiyaçlarınızın üzerine eğilin.
5. Başkalarını yönetmekten ve kontrol etmekten vazgeçin; kendi ihtiyaçlarınız üzerine eğilmekle, başkalarını değiştirmeye çalışmak yoluyla güven duygusunu aramayı bırakabileceksiniz.
6. Ruhsal dünyanızı geliştirin, ör: size neyin huzur getirdiğini bulun ve ona belli bir zaman dilimini ayırın.
7. İlişki oyunlarında “takılı” kalmamayı öğrenin; kendinizi içinde bulabileceğiniz tehlikeli rollerden kaçının, ör: “kurtarıcı” (yardımcı), “takipçi” (suçlayıcı), “kurban” (çaresiz).
8. Sizi anlayacak ve size destek olacak bir destek grubu bulun..
9. Kendi tecrübelerinizi ve öğrendiklerinizi başkalarıyla paylaşın.
10. Profesyonel yardım almayı düşünün.
Eşe ve aileye tavsiyeler
Aile tedavileri grup psikoterapisi disiplini içinde en son gelisen disiplinler bütünüdür. Sistemik yakalasimin ön plana çiktigi çift ve aile tedavilerinin belki de en eski uygulamalari, psikodrama sahnesinde Moreno tarafindan gündeme getirilmistir.
Psikodramanin çatisma çözümlemesi konusundaki avantajli yapisi, terapisti daha nötr konumda birakabilen eylem tekniklerini kullanmasi ve böylece yorum yapan ve transferanslara maruz kalan terapist rolünü degistirmesi, çift ve aile tedavilerinde önemli bir farklilik olarak karsimiza çikmaktadir. Esler daha güvenli bir ortamda olduklarini hissetmektedirler ve bu isbirligini ayni zamanda gelismeyi hizlandirmaktadir.
Psikodramada Aile ve Es Tedavisi içinde iki farkli modeli barindirmaktadir; bunlar:
1.Çoklu Aile yada Es Düzeni
2.Tek Aile yada Es Düzeni ,olarak adlandirilabilirler.
Çoklu aile ya da es düzeninde birden fazla aile ya da birden fazla çift psikoterapiye birlikte grup olarak girmektedirler. Diger düzende ise, bir aile ya da yanlizca bir çiftle çalisma yapilmaktadir. Her iki uygulama biçiminde de eylem metodlarindan yararlanilir. Aile üyeleri rol degistirmeler yardimi ile birbirlerini anlamaya baslarlar. Empati belki de çogu zaman, ilk kez psikodrama sahnesinde kurulur. Aile heykellestirmeleri yardimiyla aile üyeleri birbirlerinin gerçek algilarini belki de ilk kez gözlemleme sansi bulurlar. Kendi yaptiklarini aynada izlemek onlara hizli içgörüler kazandirir. Zaman zaman çalismaya katilan yardimci terapisler aile üyelerinin agzindan konusarak söylenmeyenlerin kolaylikla ortaya getirilmesinde yardimci olurlar. Üyeler bu sahnede eksik kalanlari (bitmemis
isleri) tamamlarlar, duygularini disa vururlar, farkindaliklarini arttirirlar ve böylece bir rahatlama ve arinma yasarlar. Aile üyelerini çogu gerçek anlami ile bu sahnede karsilastiklarini farkina varirlar. Babalar ya da
anneler çocuklarinin ne kadar büyüdüklerini algilarlar ve her birey digerinin ihtiyaçlarini daha iyi görmeye baslar.
Bu durum eslerin sahnede yeniden egitilmesi demektir. Anne baba rollerini bize ögreten bir kurum yoktur ve hep geçmisi tekrar ederiz. Yine es rolünü de kendi ailemizden ve çevremizden hasbel kader ögreniriz. Yanlis inançlar ve tutumlari sorgulama sansimiz zaman zaman olmaz. Terziler kendi söküklerini dikemezler. Bu nedenle ana-baba okullari kadar evlilik egitim kurumlari ve programlari da ön plana çikmalidir. Psikodrama tüm bu egitimleri saglayabilecek teknik ve kurumsal donanima sahiptir.
Bu donanimin yarattigi en ilginç müdahale biçimlerinden birisi “Evlilik Kestirim Rol Testi” dir. Bu testte evlilik hazirligi yapan ya da bunu düsünen çiftlere birbirlerini tanimalari ve evlilikteki iliskilerini önceden kestirebilmeleri sansi verilmektedir. Uyumsuz yönlerinin ortaya çikmasi durumunda birbirlerini önce bu alanlarda tanimalari ve eger degismek istiyorlarsa bu degisimi saglamalari mümkün olabilmektedir. Çogu çift birbirlerine iliskin bilgilerini gözardi ederek evlenirler ve sonra pismanlik yasarlar. Bunlarin önceden bilinmesi evlilik sirasinda oraya
çikmalarina nazaran daha az gerginlik yaratir ve çözülmeleri de o denli kolaylasir.
Uygar evlilik
Çagdas evlilikle ilgili güzel yazilar görüyorum gazetelerde ve dergilerde, bu konuyu bir de ben irdeleyeyim dedim. Yillardan beri kadin erkek iliskilerinin, kadinin toplumda degisen rolüyle nasil etkilendigi yolunda bir sürü laf ettik, dinledik. Sosyologlar, çalisma hayatina kadinin girmesiyle esler arasinda esitligin nasil saglanacagini, yuvada demokrasinin nasil hakim olacagini anlatip durdular.
Öyle ya, buna kim karsi gelebilirdi ki, evin disinda esit sorumluluk, karsilikli paylasim, bireysel olarak kendi basina ayakta durabilen bireylerin bir araya gelmesiyle daha da saglamlasmis geleneksel tavirlari yok sayan bir çagdas yuvaya? Iste ülkemizi gelecege tasiyacak çagdas kadinlar ve onlarin yetistirecegi saglikli çocuklar böyle bir ortamdan çikmazdi da nerden çikardi?
Kendimi ve yasitlarimi bir dizi Amerikan filmiyle pompalanan bu çagdas evlilik oyununda buldum. Ben ve okuldan arkadaslarim hepimiz üniversite mezunu, dil falan bilen iyi sirketlerde ise girmis, gelecek vaat eden, modern görünümlü esi ve arkadaslari ile her tür konuda tartisabilen, açik fikirli insanlardik. Kocalarimizin da bizden asagi kalir yani yoktu. Iyi okullar, iyi meslekler, alinan ödüller, kaliteli hobiler ve bu adamlarla yapilan annelerimizin evliligine benzemeyen evlilikler.
Hatta “Siz hala annenizin margarinini mi kullaniyorsunuz?” diyen o reklamin tutulma sebebi bu yeni çagdas Türk aile modeline olan inançla ilgiliydi. O zayif, genç ve “educated” görünen kizin eski evli kadinlarla hiç benzerligi var miydi? Yapilan yemekler bile bu çagdas evlilige uygundu. Piliç roti yapilirdi ama yaprak sarma geleneksel durumu temsil ettigi yapilmazdi. Çok zor oldugu için degil inanin bana, lazanyadan daha kolaydir yaprak sarma yapmak. Ama çagdas evlilikteki kadin kendine bu kadar “domestic” bir görünüm veren ve annesine benzeten sembol haline gelmis bu yemegi yapmayi ret eder, tatli eksi soslu tavuk ve spagetti yapip kocasinin önüne koyar durmadan. Yada dolma isteyen kocasini annesinde yemesi gerektigi konusunda ikna eder. Ev kadinligi sebebiyle bos olan saatleri oyalayan bu yemek ayni zamanda kocaya olan hizmetin ve özeninde göstergesi oldugundan olsa olsa annede yenir. Erkek de karisinin hakli bularak annesini yaglamaya gider. Anne hakikaten güzel yapamiyor kimse senin gibi der ve aksamdan artanlari da evine götürür annesinin istegi ile. Bu çagdas adam, artan sarmalari karisina yedirdikten sonra bulasiklari makineye dizer. Karisi Cosmopolitan’i okurken o da bilgisayarda briç oynar uluslararasi rakipleriyle.
Yarinki toplantilari sebebiyle söyle bir grafiklere bakarak huzur içinde yatmaya gidilir. Pazar olmadigi için sevismek için uygun zaman degildir. Zaten önemli bir toplanti öncesi bu tip bir hareket gereksizdir. Her ikisinin de içlerinde güzel bir huzur vardir, ne göbekleri çikmistir anne babalari gibi ne de onlarin hayatina benzer yasantilari vardir. Karsilikli olarak arkadaslarla girilen en siki fiki pozlar ve belden asagi esprilere çagdasligin verdigi genislik ile gevrek gevrek gülümsenir sonra. Tüm bu olanlar arkadaslara “evlilikte eslerin kendilerine ait özel alanlarinin olmasi ve her seyi paylasmak zorunda olmamak” konusunda ne kadar ilerleme gösterildigine dair kanit olarak söylenir. Eve altyazisiz orijinal cd’ler dvd’ler alinir, film en detayina kadar irdelenir yönetmenin becerisi ile kameranin yeri falan konusunda bir sürü sanatsal tartisma yapilir da erkek gibi davranmayan bir erkegin evdeki yeri konusunda konusulmaz.
Annesini üzen babasi gibi davranmamak konusunda ufak tefek seyler düsünmüs olan bu erkek iyi bir isi, sik takim elbiseleri, güzel bir arabasi olsun diye Anadolu liseleri sinavindan bu yana devamli test edilmektedir. Test edile edile sinanmayi ve kendini begendirmeyi bir görev kabul etmis bu erkek ise giderken eline harçlik vermeyecegi, kendi arabasini kullanan, bakimli, kariyer sahibi ve Kant’in Estetigi üzerine konusacagi bir kadin hayal eder. Bu kadin da onunla benzer dönemlerde kolej sinavlarina girmis ve basariyla çikmis biri olmalidir. Kizin hangi okuldan mezun oldugu, o okulun kaç taban puanla ögrenci aldigi ve kaç dil bildigi hangi sirkette çalistigi es dost arasinda çok önemlidir. Beraberce çok elit insanlardan olusmus bir çevrenin içine giriverir bu çagdas çift. Cici karisina annesinden çok farkli özellikleri sebebiyle saygida ve sevgide kusur etmez bu çagdas erkek. Evdeki demokrasi havasi sürsün diye her bir seyin kararini beraber verirler. Hatta bir müddet sonra bu zavalli erkek iplerin tamamen kadinin eline geçtigini fark edemez bile. Yanlis bir sey aldiginda evde yedigi azari aklinda tutup, daha sonra donunu bile karisina aldirir. Sen seç sevgilim der. Ben iyisini beceremiyorum. Yillarin ezilmisligi ile zaten bu firsati beklemis olan bu hirsli kadini ise artik tutabilene ask olsun. Ergenlikte “Ben annemin çektiklerini çekmeyecegim” diyen söylevler, evlenince “Seni sünepe, beceriksiz ve kisiliksiz adam”a dönüsür. Annesinin babasina söylemeye cüret edemedigi tüm laflari o iyi egitilmis çagdas kocasina söyleyiverir. Zavalli hale getirdigi adamin kibarca bu zavalliligi kabullenis sekili daha da midesini bulandirir ama zayifi ezmenin verdigi hazla devam eder. Nasilsa tüm kontrol ondadir. “Iki kisilik topluluklarda demokrasi olmaz” fikrine ulasilmasi fazla zaman almaz. Ama erkek bunca yildir o kadar törpülenmis ve geleneksel yapidan o kadar uzaklastirilmistir ki karisina karsi gelmeye cüret edemez. Annesinin karnindaki o huzurlu günlere kadar geri dönmek ister. Ama karisi göndermez. Çünkü aksama lunali modern tarifler yapilmali hatta yemek sonrasi benzer familyadan arkadaslarla “in” mekanlarda tatilde hangi ülkeye gitmeli diye fikir alisverisi yapilmalidir. Disari çikarken dekolte giyen karisina bu kiyafeti nasil da yakismistir ve nasilda herkes ona bakmaktadir. Ve adamin yerinde olmak istemektedir. Karisiyla gurur duymali ve onun kaprislerine boyun egmelidir. Çok yanlis yaparsa zaten karisi ondan daha çok kazanan birini buluverir. Kendisi de sirkete aldigi yeni gencecik sekreter kizla erkeklik oyununu oynar . Zaten kendini erkek diye yutturacagi bir tek bu gözü açilmadik egitimsiz kizlar kalmistir. Karisiyla ugrasip niye kimsenin huzurunu kaçirsin ki… Yaptigi üç yanlis karisi tarafindan bir dogruyu götürebilir. Böyle düsüne düsüne, cinsel organlari disinda kadindan hiç bir farki kalmamistir. Kendi evriminin karisina dogru oldugunu görmez. Nitekim yillarca alinan ortak egitim erkeklerde var olan bir çok baskin özelligi törpülemis, kadinlardakini ise sivriltmis ve cinsleri karsilikli olarak birbirine benzetmistir.
Ben önceki yazimda ne kadar erkeklere benzedigimi söylediysem de çevremdeki erkeklerin nerdeyse hepsini de kadinlasmis buluyorum. Termosifonu onarmaya gelen tesisatçi disinda erkek gibi davranan erkek yok su sira (bakiniz termosifoncu fantezisi). Dogum günlerini parti yapip kutlayan, manikür yaptirarak bakimli görünen, rejim yapan bir erkek grubu var. Ögle yemeklerinde hep beraber light salata yedigim, marka kiyafetler alan, spor salonuna gidip step yapan, meyve kokteyli içen, yüzündeki sivilce için dertlenen solaryuma giden, karisini, kiz arkadasini günde üç kez arayip hesap veren çok iyi egitilmis erkeklerle dolu ortalik. Bahsettiklerim gay falan degil, baya erkek iste. Hatta cuma aksami Vogue’dan kaç kari kaldirdigindan ve götürüp düdüklediginden bahseden harbi erkekler bunlar ama o kadar yontulmuslar ki. Asian fantasy sitelerine girip, Pamela Anderson’un silikonlu memelerini “download edip”, dil bilen hatunlarla ingilizce düzüsen test çocuklari bunlar. Yurdumun fizyonomisinden türlü kozmetik hilelerle uzaklasmaya çalisan, kafayi en çok nasil göründügüne, kaç para kazandigina ve arabasinin markasina takmis bu grup erkekler, babalarinin erkek özelliklerinden ne kadar farkli hale geldiklerini maalesef gururla anlatirlar.
Bizim babalarimiz gibi görünen erkeklerin genç versiyonlari bugün daha alt sosyo-ekonomik seviyede. Ya babamiz yasindaki adamlarla çikacagiz. Bir çok kadin bunu neden yapiyor bilmem anladiniz mi? Ya da daha alt sosyoekonomik seviyeden erkelerle yasayacagiz. Adam gibi adamlara ulasmanin yolu bizim plazalardan ve in mekanlardan geçmiyor… Hiç bosuna barlardan cafeler’den veya bilmem ne sirket yemeklerinden bir adam gibi adam bulurum sanmayin. Bozun muslugu, çagirin bir tesisatçi ya da bir tüpçü. Sansiniz varsa aradiginiz gibi olabilir. O muslugu onarirken siz de ona firindan yeni çikmis kurabiyeler ikram ederek kendinizi daha kadin gibi hissedebilirsiniz.
Karar sizin. Ben 30 yilin sonunda anladim ki, erkegin az yontulmusu makbuldür. Yontuldukça kadina benzer.

