Bebeğin altı nasıl değiştirilir?
Bebeklerin bacak araları ve kalçaları, özellikle uzun süre ıslak kaldığından çabuk tahriş olur. Bu nedenle, bebeğin bezinin 3-4 saatte bir değiştirilmesi gerekir. Genel olarak bebeği emzirdikten sonra altını değiştirmek uygundur. Her değiştirmede bebeğin altı su ile de temizlenmeli ve kurulanmalıdır. Kızlarda bu temizliğin önden arkaya yapılması önemlidir. Bezi değiştirilirken bebeğin altının bir süre açık kalması iyi olur. Bebeğin altına bağlanmak için çeşitli bezler vardır. Anne kağıt bezleri daha pratik bulabilir. Pamuklu bezler de çok iyi durulanmak koşulu ile sorun yaratmadan kullanılabilir.
ebeğin bağlanmış olan göbeği 5-10. günlerde kendiliğinden düşer. Bu süre bazen 4 haftaya kadar uzayabilir. Göbek düştükten sonra birkaç gün, günde 1-2 kez göbek yarasına alkol emdirilmiş bir gazlı bez ya da alkole batırılmış ucu pamuklu hazır çubukla dokunulmalıdır. Bebek bezinin kıvrılarak göbek altında kalmasına dikkat edilmelidir. Böylece göbek idrarları ıslanmayacak, hava ile temas etmesi sağlanacaktır. Göbek tozu, pudra ve benzeri maddeler kullanılmamalıdır. Göbeğin kuru tutulması, idrarla temas etmesinin engellenmesi önemlidir. Göbek çevresinde kızarıklık, göbekten kanama ya da akıntı gözlenirse mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Bebek nasıl giydirilmelidir?
Bebek sıcak tutacak şekilde giydirilmelidir. Ama çok da kalın giydirilirse terler, cildi kızarır. Teri emen pamuklu kumaşlar, içinde naylon bulunan giyeceklerden daha iyidir. Bunlar cildin havalanmasına da yardımcı olur. Soğuk mevsimlerde, pamuklu iç giysilerin üzerine yünlü giysiler giydirilebilir. Bebek giysilerinin içinde rahat hareket edebilmelidir. Dar giyeceklerden kaçınılmalı ve üste giydirmemeye dikkat etmelidir. Bebeğin sıkı kundaklanması bebeğin nefes almasını, hareket etmesini ve kalça ekleminin gelişmesini engelleyebilir. Sıkı kundaklanmış bebeğin hastalık belirtileri yönünden de izlenmesi zordur. Bu nedenle kundaklama doğru değildir. Emzirirken tutmayı kolaylaştırmak için, bebek kolları örtülecek şekilde gevşekce sarılabilir.
Yenidoğanın derisi koruyucu, kaygan bir madde ile kaplıdır ve bunun tamamen temizlenmesi gerekli değildir. Yenidoğanı yıkamak için göbeğin düşmesi beklenebilir. Bu arada hergün yüzü ve vücudu silinerek temizlenir, iç çamaşırları değiştirilir. Göbek düştükten sonra bebeğin hergün banyo veya leğende yıkanması ile pişikler ve deri hastalıkları önlenir. Bebeği yıkarken bir kişi yardımcı olmalıdır. İlk 1-2 haftada yıkama için kullanılacak su önceden kaynatılmış ve ılıtılmış olmalıdır. Bebeği yıkarken yüzü aşağıya bakacak şekilde, göğüs ve karnından kavranarak tutulabilir. Sırtüstü tutuluyorsa, başını elle desteklemek gerekir. Bebek şampuanları ve sabunları ya da beyaz sabun kullanılabilir. Bebeğin iyice durulanması ve kurulanması önemlidir. Banyo yapılan odanın ısısı 24-25°C sıcaklıkta olmalıdır.
Bebek soğuktan nasıl korunmalıdır?
Bebek için en uygun ortam ısısı 22°C ile 26°C arasındaki odadır. Ortam çok sıcak (29°C’nin üzerinde) değilse bebeğe bir kaç kat giysi gildirilmesi uygundur. Bunun için zıbın, fanila ve bebek bezi üstüne giydirilmiş pijama ya da tulum yeterlidir. Böyle giyinmiş bir bebeğin yatarken üzerinin örtülmesi kucağa alındığında da örtüsüne sarılı olarak tutulması uygundur.
Bebekler 2-3 aylık olana kadar çevredeki ısı değişikliklerinden çabuk etkilenirler. Açık kapı ve pencerelerden hava akımı olmamasına dikkat edilmelidir.
Ayrıca bebek sobaya çok yakın yatırılmaz. Bebeğin yüzü kızarmışsa çok ısınmış olabilir. Soluk veya mor olması ise onun üşüdüğünü gösterir. Bebeğin ensesine dokunularak vücut ısısı değerlendirilebilir. Ortam sıcak ise bebeğin giysileri ve örtüleri hafifletilir. Serin ortamda ise başlık ve eldiven giydirilir.
Bebeğin yatağı nasıl olmalı ve bebeği nasıl yatırmalıdır?
Bebeğin yatağını seçerken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Örneğin, yatak zemini sert olmalı, parmaklıklar arası mesafe 7 cm’den fazla olmamalıdır. Parmaklıklar arası geniş olursa bebeğin başı bunlar arasına sıkışabilir. Sert pamuklu veya yünlü döşekler yeğlenmelidir. Yastık kullanılmaz. Yorgan seçiminde elyaflı ya da kuştüyü ile doldurulmuş yorganlar yerine pamuklu ve yünlüler kullanılmalıdır. Bebekler yan ya da sırtüstü yatırılabilir. Beslendikten hemen sonra bir müddet yan yatması daha uygundur. Başın yatış pozisyonu sık sık değiştirilmelidir. Hep aynı tarafa yatarsa başta şekil bozukluğu oluşabilir.
Bebeğin yanında sigara içilmesi zararlı mı?
Bebeğin yanında sigara içilmesi zararlıdır. Yanında sigara içilen bebeklerde daha fazla solunum yolu hastalıkları olduğu saptanmıştır.
Yanlarında sigara içme, büyük çocuklar için de zararlıdır.
Çocukların yanında, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, sigara içilmemelidir.
Sağlam çocuk kontrolleri nasıl ve ne zaman yapılır?
Bir bebeğin sağlıklı büyüyüp büyümediği vücut ağırlığı ve boyu ölçülerek kontrol edilmeli ve aşıları yapılmalıdır. Doğumdan sonra ilk 7 gün içinde kontrollere başlanması çok iyi olur.
En geç bir ay içinde her bebek kesinlikle ilk kontrole getirilmelidir. Ondan sonra 4. aya kadar ayda bir ve 6. aydan itibaren 1 yaşına kadar 3′er ay aralıklarla kontroller sürdürülür. Ancak doktoru gerekli görürse daha sık kontrole çağırabilir.
Bebek altı aylık olana kadar hangi aşılar yapılır?
Bebek doğar doğmaz, ya da ilk 1-2 ay içinde verem aşısı yapılır. Eğer hastanede yapılmadıysa, bu aşı Verem Savaş Dispanserlerinde yaptırılabilir. Daha sonra 2. ayda difteri, boğmaca ve tetanozu içeren "Karma Aşı" ile "Çocuk Felci" aşısı yapılır ve bu aşılar en az 1, en geç 2 ay aralar ile 2 kez daha uygulanır. Üç doz karma aşı ile çocuk felci aşısının İlk 6 ayda tamamlanması gerekir. Bu aşılar bebeğin takip edildiği Sağlam Çocuk Polikliğinde, Ana Çocuk Sağlığı Merkezleri’nde ya da Sağlık Ocaklarında yaptırılabilir. Bu aşı programına B hepatiti aşısı ile hemofilus influenza B (Hib) aşısının da eklenmesi yararlıdır. Ancak bu iki aşı ücretsiz olarak yapılmamaktadır.
Bebek geceleri çok sık uyanırsa ne yapmalıdır?
Bebeğin geceleri çok fazla uyanması farklı nedenlerden olabilir. Bebek geceleri beslenmek için uyanmanın dışında ortam ısısından rahatsız olduğu için veya gündüz fazla uyumuş olduğundan uyanabilir. Bazen de uyanmanın nedeni belirlenemez. Bebeğin gece anneye yakın hatta aynı odada yatması iyi olur. Bu kendini güvende hissetmesi açısından önemlidir. Alışık olduğu yorgana sararak yatırma, yatırırken okşayarak konuşma, ışığı söndürmeden önce bebeğin yanında biraz kalıp ninni söylemek gibi yöntemler bebeğin uykuya dalmasını kolaylaştırabilir ve daha rahat uyumasına yardımcı olabilir. Gece boyunca bebekler sık sık gözlerini açarlar, el ve kollarını hareket ettirirler. Ağlamıyorsa bebeğe uyurken sıkça dokunmaktan kaçınılmalıdır. Bebek geceleri geç saatte uyuyor ve bunu bir saat öne almak istiyorsanız, her gece 5 dakika önce yatırarak istenen zamana ulaşabilirsiniz.
Bebek çok fazla uyuyorsa normal midir?
Bebek yeni doğduğu dönemde beslenme süreleri dışında sürekli uyursa bu normaldir. Uykusu hafiftir. Uyurken yüzünde ve vücudunda sık olarak kendiliğinden olan hareketler gözlenir. Büyüdükçe uyanık kaldığı zamanlar uzar. Her bebeğin yapısı farklıdır. Bazı bebekler fazla, bazıları ise daha az uyurlar.
Bebekler neden hep ağlar?
Geleneksel iletişim yöntemi olan göz göze temas dışında bebeğin derdini tek anlatma yolu ağlamaktır. Aşırı sıcak veya soğuk, altının kirli olması, giysilerinin rahatsızlık vermesi, ağrı, bebeğin ağlamasına yol açar. Ev koşullarında ya da bakımda bir değişiklik de bebeği etkiler. Bebek annenin işte çalışmaya başlamasına alışamamış olabilir. Bebeğin bu tür değişikliklerle aniden karşılaşmamasına çalışılmalıdır. Bazı bebekler, hiçbir neden olmadan, genellikle akşam saatlerinde sürekli ağlarlar. "Üç ay koliği" denilen bu ağlama krizleri bebek 2-3 haftalık iken başlar, genellikle 3. ayda kesilir. Bebeğin sağlığını etkilemez ve tedavi gerektirmez. Bebeğinizin neden ağladığı ile ilgili şüpheleriniz varsa, kendinize şu soruları sorunuz: Bebek yorgun mu? O gün çok mu misafir geldi? Bebeğin altının değişmesi mi gerekiyor? Bebeğin beslenme zamanı mı gelmiş? Bebek çok sıcak ya da çok soğuk bir ortamda mı bulunuyor? Bebeği giysileri rahatsız mı ediyor? Evde huzursuzluk mu var? Öncelikle, bu durumlar varsa ortadan kaldırmak gerekir. Bebeğin ateşi mi var? Döküntüsü mü var? Dışkısı her zamankinden farklı mı? Sıçrar tarzda ya da yıldırım çarpmış gibi hareketler yapıyor mu? Bunlar hastalık belirtisi olabilir. Bunlardan hiçbiri yoksa sorun çoğu zaman "kolik"tir.
Bebek çok fazla ağlıyorsa ne yapmalıdır?
Bedeni açıklanamayan ve şiddetli ağlama her gün çoğunlukla aynı saatte meydana geliyorsa bebekte "kolik" ya da "gaz sancısı" diye bilinen bir durum olabilir. Koliğe tam olarak neyin sebep olduğu bilinmemektedir. Ancak bu durum genellikle bebek 3 aylık olduğunda kaybolur. "3 ay sancıları" da denilen bu durum ağlama kirizleri biçiminde ortaya çıkar. Kolik için etkili bir ilaç bilinmemektedir. Ancak bebeğe hergün banyo yaptırmak, ağlama krizi sırasında karnına sıcak havlu koymak, kucakta taşımak ve taşırken sakinleştirici ninni ve benzeri şarkılar mırıldanmak en etkili yöntemlerdir.
Bebek kabız olunca ne yapılır?
Anne sütü ile beslenen bebekler genellikle yumuşak kıvamda ve sık dışkı yaparlar. Normal bebekler ilk ayda günde 8-10 kez dışkı yapabilirler. Kaka, sarı-yeşil renkte ve biraz sulu olabilir. Kıvamlı parçalar içeriyorsa ve miktarı fazla değilse normaldir. Ancak anne sütü alan bazı bebekler ise 2-3 günde bir dışkı yaparlar. Dışkının kıvamı sert değilse bu bir sorun oluşturmaz. Bebeklerin dışkılama sırasında zorlanmaları, yüzlerinin kızarması da normaldir.
Ancak, keçi kakası gibi sert ve tane tane dışkılama kabızlık işaretidir. Bu durum, bebeğin yeterli beslenmemesi ya da az sıvı alması gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Kabızlıkta dışkı yaparken zorlanma, makatta çatlaklara yol açabilir. Bu durumda dışkıda çizgi şeklinde kan görülür. Kabızlığın tedavisi için bebeğin sık aralarla beslenmesi gerekir. 4 aylıktan büyük, ek gıda almakta olan bebeklere "su" ve "posa bırakan sebze ve meyve pürelerini" bolca vermek gerekir. Makata yumuşatıcı veya ağrıyı azaltıcı kremlerin sürülmesi de yararlı olabilir. İnatçı kabızlık durumlarında zeytinyağı vb. ev ilaçlarını kullanmaya başlamadan önce sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Bebeklerde pişik neden olur, nasıl önlenir?
Bebeklerin bacak araları ve kalçaları ne kadar dikkat edilirse edilsin tahriş olabilir. Pişikleri önlemek için bebeğin bezi 3-4 saatte bir değiştirilmeli, pamuklu bez kullanılmalı, bezler sabunla yıkanmalı ve çok iyi durulanmalıdır. Çoğu kez bu tahrişi kolay iyileşir. Pudra kesinlikle kullanılmamalıdır. Kağıt bezler pişik olduğunda kullanılmamalıdır. Çünkü tahriş bundan da ileri geliyor olabilir. Oda sıcaksa hergün 1-2 saat bebeğin altının açık tutulması bez tahrişini önler ve tahriş olmuş derinin çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Derinin plastik maddelerle teması engellenmelidir. Eğer pişik bu önlemlere rağmen geçmiyorsa bir sağlık kuruluşuna danışılmalıdır. Bebeğin çamaşırları deterjan yerine sabun tozu ile yıkanmalı ve iyice durulanmalıdır. Bebeğin aşırı sıcak tutulması da pişiklere neden olabilir.
Pamukçuk olan bebeklere ne yapmak gerekir?
Bebeklerde pamukçuk sık rastlanılan bir sorundur. Ağızda özellikle yanak içlerinde noktalar ya da tabaka şeklinde görülür. Anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az görülür. Ağrı olduğu için bebeğin beslenmesi bozulabilir. Bu durumda ağız içinin önceden kaynatılmış ılık su ve gazlı bez ile temizlenmesi önemlidir. İlaç kullanılması gerekebilir.
Yenidoğan bebeklerde sarılık neden olur, bu durumda ne yapmak gerekir?
Yenidoğan bebeklerin yaklaşık yarısında ilk 2 günden sonra sarılık gelişir. Çok hafif ve birkaç gün süren sarılık durumları dışında sarılıklı bebekler mutlaka bir doktor tarafından değerlendirilmelidir.
Bebeğin ateşi nasıl ölçülür?
Az sayıda bebek hiç ateşlenmeden büyür. Vücut ısısının normalin üstüne çıkması olarak tanımlanan ateş, genellikle bir hastalık belirtisidir. Ateş vücudun hastalık yapıcı etkenlere karşı savunma yaptığının bir göstergesidir ve bu anlamda iyi bir işarettir. Bebek bir aydan küçükse ateş çok önemli bir bulgu olabilir. Bu nedenle ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Vücut ısısının 38-39 derece (38 – 39°C olarak da belirtilir) olduğu durumlarda bebek yakından izlenmeli, ateş 24 saatte düşmüyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Ateşin 39°C ya da daha fazla olduğu durumlarda vakit geçirmeden bir doktora başvurmalıdır. Bebeklerin vücut ısılarını kontrol etmek için kısa, yuvarlak uçlu civalı termometreler (dereceler) kullanılır. Termometrenin okunması kolay değildir. Bu nedenle ihtiyaç duymadan önce derecenin kullanılması öğrenilmelidir. Bunun için derece civalı ucu açıkta kalmak üzere baş ve işaret parmakları arasında tutulur ve yavaşça döndürülerek civa sütunun üst ucu görülmeye çalışılır. Civa sütununun ucundaki değer vücut ısısını gösterir. Bebeğin ateşini ölçmek için aşağıdaki adımlar izlenmelidir.
Termometre silkelenerek civa kolonunun üst ucunun 35°C’nin altına gelmesi sağlanır. (Dikkat! Dereceyi çarpmayın kolayca kırılır ya da içindeki civa taşıyan ince kolon kısmı bozulur).
Derecenin ucu sabunlu su ile yıkanır ve civa haznesi bulunan ucuna kaygan olması için az miktarda vazelin ya da yağlı bir krem sürülür.
Bebek yüzükoyun sert bir zemin üzerine yatırılır. Bebek küçük ise kucakta aynı şekilde tutulur (Ateş ölçümü sırasında bebeğin hareket etmesi engellenmelidir).
Bir elle bebeğin kalçasının üstünden sıkıca bastırılır.
Diğer elle derece 2. ve 3. parmaklar arasında tutularak yavaşça civa haznesi bulunan ucu makattan içeri yaklaşık 1.5 santimetre itilir. 2 dakika beklenir ve derece yavaşça yerinden çıkarılır.
İshal nedir, bebek ishal olunca ne yapmak gerekir?
Bebeğin kakası yaşına ve beslenmesine göre değişmektedir. Genelde anne sütü ile beslenen bebekler ilk aylarda günde 8-10 kez püre kıvamında sarı renkli kaka yaparlar. İkinci ve üçüncü aylarda kaka sayısı azalır. Ek gıdalara başlandığında ise renginde ve kıvamında değişme olur.
Bir kez su gibi dışkılama endişe yaratmamalıdır. Ancak bebeklerin her zamankinden daha fazla sayıda ve su gibi kaka yapmalarına ishal denir. Bu durum yakından izlem ve değerlendirme gerektirir. İshal barsak yüzeyinin zedelendiği durumlarda ortaya çıkar. Kaka su gibidir. Çünkü bebeğin aldığı besinler barsaklarda yeterince sindirilip emilmez. Ayrıca zedelenen barsak yüzeyinden sıvı kaybı olur. Tuz ve diğer madensel maddeler bu sıvı ile birlikte vücuttan kaybolur. Bu kayıplar bebeğe aşırı şekerli sıvılar verildiğinde daha da artabilir.
İshalde en önemli tedavi vücuttan kaybedilen su ve tuzun yerine konmasıdır. Bunun için anne sütü alan bebeklerde emzirme sıklığı arttırılmalı, ek gıdalarla beslenen bebeklerin ise sulu gıda alımı arttırılmalıdır.
İshal olan bebeklerde yukarıdaki önlemler alındıktan sonra zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Düzenli kontroller dışında bebeğin hemen doktora götürülmesini gerektiren durumlar nelerdir?
Bakımları iyi yapılan bebekler de hasta olabilir. Bebeklerde görülen hastalıkların çoğu erken tanı ve tedavi ile düzelen hastalıklardır. Bunun için bazı belirtiler farkedildiğinde vakit geçirmeden bebek, bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Ateşli durumlar ve ishal bunların başında gelir. Ateş çok yüksek (39°C) olmasa da öksürük ve hızlı solunum ile birlikte ise hemen doktor muayenesi gerektirir. Havale (istemsiz hareketler), bayılma (şuur kaybı), aşırı kusma (günde 3-4 kereden fazla ve bol), sürekli şiddetli ağlama, morarma ya da aşırı solgunluk, idrar yapamama, dışkıda kan bebeklerde sık olmasa da rastlanabilen ve acil değerlendirme gerektiren durumlardır.
Lohusalıkta anne kendisine nasıl bakmalıdır?
Doğum sonu kanamanın azalması için rahim, karından tutularak sıkıştırılmalı, karına masaj yapılmalıdır. Doğal olarak ilk günlerde kanlı, sonra pembe, daha sonra kahverengi akıntı olur. Birkaç haftadan sonra beyaz akıntı başlar. Doğumdan sonra olabilecek en erken zamanda ayağa kalkmak ve hareket etmek kan dolaşımı için olduğu kadar barsakların iyi çalışması için de yararlıdır. Ancak lohusa yine de çok yorulmamalıdır. İlk günlerde istirahat etmemek, kanamaya ve ağrıya yol açabilir. Doğumdan hemen sonra ağrı varsa, ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir. Ateşlenme hissedilirse derece ile ölçülmelidir. Yüksek ateşte (38 derece) kesinlikle doktora danışmak gerekir. İlk iki gün içinde dışkılama olabilir. Olmazsa kabızlığı önleyici yöntemlere başvurulmalıdır.
Emzirme sırasında annenin rahat oturması için yardım edilmelidir. Oturmak istenmiyorsa yan yatarak da bebek emzirilebilir. Emzirmenin başlangıcında memeler acıyabilir. Bebek doğru emiyorsa bu acı giderek azalır ve bebek emdikçe tümüyle geçer. Bebek memelerdeki sütü boşaltacak şekilde sık sık emzirilirse, memelerde süt birikimine bağlı anneyi rahatsız edecek şişlikler kızarma ve ağrı olmaz. Olduğu takdirde sütü boşaltmak, emzirmeden önce sıcak su ile pansuman ya da banyo yapmak emzirdikten sonra memelere soğuk su ile pansuman yapmak şikayetleri azaltır.
Doğum sonu lohusanın kontrolu niçin önemlidir? Ne zaman yapılması gerekir?
Her annenin doğum yaptıktan sonra kendi sağlığı açısından kontrol edilmesi gerekir.
En az bebek kadar onu dünyaya getiren annenin sağlığı da önemlidir.
İlk iki ay (60 gün) içinde lohusanın doğum sonu kontrolü yapılmalıdır. Muayene yapılarak annenin sorularının cevaplanacağı bu doktor kontrolü ihmal edilmemeli olabildiği kadar erken zamanda yapılmalıdır.
Doğum sonu dikişlerin bakımı nasıl yapılır?
Dikişler için en iyi bakım temizliktir. Tuvalette taharetlenme her zaman ön taraftan (idrar yapılan yer) arka tarafa (makat) doğru yapılmalıdır. Makat çevresinde bulunabilecek dışkı mikropları dikişlere ya da idrar borusuna ulaşırsa iltihaplanmaya neden olur. İltihaplanan dikişler kaynayamaz ve yara açılır. Kızarıklık, şişlik ve aşırı ağrı dikişlerin atma belirtisidir. Dikişler atınca açılan yara temizlenmelidir. Açılan yara tekrar dikilebilir. En iyisi hiç açılmaması için dikişlerin temiz tutulmasıdır. Doğumdan sonra yıkanmanın dikişlere bir zararı olmaz. Sabunlanmış elle temizlik yapılabilir. Sonra, dikiş bölgesi su ile durulanmalı ve her zaman kurulanmalıdır. Kurulanma, temiz tuvalet kağıtları ile yapılmalı, kağıt atılmalıdır. Her seferde ayrı ve temiz bir bez kullanılamayacağı için bezle kurulama doğru değildir. Temizlik için rivanol ya da tavsiye edilen başka ilaçlı sular da kullanılabilir. Ancak nasıl temizlenirse temizlensin dikiş bölgesi her zaman kurulanmalı, ıslak kalmamalıdır. Önemli başka bir nokta da kullanılan hijyenik bağların çok sık değiştirilmesidir. Uzun süre kalan hijyenik bağlar da iltihaplanmaya neden olabilir. Kanama olmasa bile hijyenik bağlar da iltihaplanmaya neden olabilir. Kanama olmasa bile hijyenik bağ en fazla 6 saatte bir değiştirilmelidir. Bu dönemde hazır hijyenik bağların kullanılması daha kolay ve güvenlidir.
Doğumdan sonra anne ne zaman yıkanabilir?
Anne, kendini yıkanabilecek gibi hissettiği her an yıkanabilir. İlk yıkanmalar ayakta ve duş şeklinde ya da su dökünerek olmalıdır. Su dolu leğene ve küvete oturmadan sık sık yıkanabilir. Normal bir doğumdan 24 saat sonra da banyo yapılabilir. Sezaryen doğumdan sonra genellikle dördüncü günde dikişler alınır ve ertesi günü yıkanabilir.
Doğum sonrası dönemde anne nasıl beslenmelidir?
Doğumdan sonra anne bebeğini emzirirken gebelik öncesi döneme göre hergün en az 1 litre daha fazla su ve sulu gıdalar, 2 tane meyve ya da 2 tabak sebze yemeği, 3 dilim ekmek ya da 1 bardak süt ile beslenmesine ilave yapmalıdır. Gebelikte aldığı kan hapları doğumdan sonra bir ay daha kullanılır. Eski ağırlığa hemen dönmek için acele edilmemelidir. Annenin eski kilosuna kavuşması altı ay sürebilir. Anne şişmansa her ay iki kilogramlık bir ağırlık kaybı olabilir. Süt salgısı bundan etkilenmez. Ayda iki kilogramdan daha fazla zayıflama diyeti uygulanmamalıdır. Ancak unlu, yağlı besinlerden fazla yememeye dikkat edilmelidir.
Lohusa doğum sonu kabızlıktan nasıl kurtulabilir?
Kabızlığı ortadan kaldırmak için jimnastik yapmak yararlıdır. Ayrıca 3 – 4 porsiyon sebze ve meyve yemek, kabukları ile yenebilecek sebze ve meyvaları kabuklarını soymadan yemek kabızlıktan kurtulmak için faydalıdır. Kuru baklagil (mercimek, fasulye, nohut) ve kepekli ekmek yemek, aç karnına 1 bardak ılık su veya kayısı suyu içmek de yararlıdır. Beyaz ekmek, makarna, pirinç, az yağlı besinler, yeterince sıvı içilmemesi, dengesiz beslenme, fazla çay ve kahve tüketimi kabızlığı arttırdığı için bunlardan kaçınılmalıdır.
Doğum sonu bel ağrısı olursa neler yapılmalı?
Gebelik sırasında fazla hareket yapılmaması sonucu zayıflayan kaslar doğum sonu bel ağrısının bir nedenidir. Jimnastik yapmakla bu ağrılar ortadan kalkabilir. Ayrıca fazla kilolar da ağrı nedenidir. Gebelikte ve doğum sonrasında aşırı kilo almamaya ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerekir. Bel ağrısını önlemek için ağır yük taşımamaya, yerden birşey alırken beli dik tutup dizleri kırarak çömelmeye özen gösterilmelidir. Bebeği kucağa alırken veya altını değiştirirken belden eğilmemek bunun için bebeğin altını ya da çamaşırını değiştirmek için uygun yükseklikte masa kullanmak ya da babadan yardım istemek gereklidir.
Doğumdan sonra lohusa nasıl formuna dönebilir?
Doğum sonu yapacağınız hafif hareketlerle en erken üç ay sonra eski formunuza dönebilirsiniz, ama karın kaslarının eski halini alması daha uzun süre alır. Sezaryen doğum yapanlar karın hareketlerine iki hafta sonra başlamalıdırlar.
Aşağıdaki hareketleri her gün giderek artan sayıda tekrarlarsanız bedeniniz belirli bir forma ulaşacaktır. Ama hiçbir hareket için kendinizi zorlamayın. Yeterince istirahat ettikten ve bedeniniz gerekli güce eriştikten sonra daha önce rahatlıkla yapamadığınız beden hareketlerini yeniden deneyebilirsiniz. İlk günlerde: Her saat başı ayak bileğini öne ve arkaya doğru bükerek kan dolaşımınızı kolaylaştırın.
Yine ilk günlerde: Dizleriniz bükük halde sırtüstü yere yatarak nefes alırken bütün gücünüzle karnınızı içeri çekin ve 10′a kadar sayın. Rahatlayın. Tekrar yapın.
İlk haftanın sonunda: Sırtüstü uzanın, dizlerinizi bükün ve ayak tabanlarınızı yere basın. İdrara tutar gibi kaslarınızı sıkın ve içinize doğru çekin. Bu halde kalın ve 10′a kadar sayın. Rahatlayın. Tekrar yapın.
İkinci haftanın sonunda: Sırtüstü yatıp dizlerinizi bükün. Ayaklarınız yerdeyken kollarınızı karnınızda kavuşturun ve ellerinizle karnınızı itin. Başınız ve omuzlarınızla vücudunuzu kaldırmaya çalışın. 10′a kadar sayın. Rahatlayın. Tekrar yapın.
Üçüncü haftanın sonunda: Sırtüstü yatarken dizlerinizi bükün. Bacaklarınızı hafifçe ayırın. Kollarınızı öne uzatarak dik olarak oturun. Dengeyi bozmadan bacaklarınızı hafifçe uzatın. Sırtınızı geriye doğru kaydırın ve 10′a kadar sayın. Kollarınız öne doğru gergin dururken, rahatlayın ve hareketi tekrar yapın. Harekete alıştıktan sonra kollarınızı dizlerinize doğru uzatarak sırtınızı yere daha çok yaklaştırabilirsiniz
Doğumdan sonra ne zaman cinsel ilişkide bulunulabilir?
Sezaryenle olsun normal doğumla olsun doğum sonu kanaması tümüyle bitmeden ilişkide bulunmak doğru değildir. Genel olarak döl yolunun iltihaptan koruyucu ortamı kanama sırasında etkilenir, mikropların üremesi kolaylaşır. Doğumdan sonra rahim de kolay iltihaplanır.
Bu nedenle kanamanın bitmesini beklemek, iltihaplı hastalıklardan korunmak için doğru bir davaranıştır. Kanama ve doğum sonu kanlı akıntılar kesilmiş, doğum kanalı iyileşmişse ve ağrı hissedilmiyorsa cinsel ilişkinin genellikle sakıncası yoktur. Ancak emzirilmiyorsa ilk 25 günde yumurtlama olabileceği bu nedenle de gebelikten korunmak gerektiği unutulmamalıdır.
Doğumdan sonra ne zaman adet görülür? Düzensiz adet görülürse ne yapılmalıdır?
Doğumdan sonraki ilk bir iki ayda "kırk sonu" da denilen adet kanamasına benzer bir kanama olabilir. Bu kanamanın olması artık adetlerin mutlaka düzene gireceğini göstermez. Bebek yalnız anne sütü ile besleniyorsa genellikle ilk altı ayda adetlerin başlaması ve düzenli olması beklenmez. Bu durumda telaşlanmamak gerekir, zamanla düzene girecektir. Uzun bir süre, 18 aya kadar adet görülmediği de olabilir. Daha da gecikirse veya anne emzirmediği halde adetleri düzensiz olursa doktora başvurmak doğru olur.
Doğumdan sonra gebelikten korunmak gerekir mi?
Hemen yeni bir gebelik istemeyen her çift uygun gördükleri en kısa zamanda korunmaya başlamalıdır. Her çiftte gebelik olasılığı farklıdır, ama doğum yapmış olmak, her an başka bir gebeliğin de olabileceğini düşündürür.
Bu gebelik, kısırlık tedavisi sonunda güçlükle elde edilmiş de olsa, aynı sorunun devam edip etmediği belli olmaz. Hemen çocuk istense bile bir süre ara vermek gerekir. İki doğum arasında iki yıldan az olursa sağlık ve yaşam niteliği açısından iki çocuğun da olumsuz olarak etkilenebildiği, annenin de zorluklarla karşılaştığı bilinmektedir.
Bu nedenle doğum ister sezaryen ister normal yolla olsun, çiftler en az bir yıl gebelikten korunmalıdır. Bu sürenin üst sınırı yoktur.
Doğumdan sonra hangi yöntemlerle korunmak uygun olur?
Doğum sonrası gebelikten korunmak için bütün yöntemler kullanılabilir. Kişinin ve yöntemin özellikleri bilinerek seçim yapılırsa istenmeyen etkiler en aza indirilebilir.
Doğum kontrol yöntemleri zararlı olmamaları için uzun süren araştırmalar sonucu geliştirilmişlerdir. Ancak çeşitli özellikleri, kullanan kişiyi etkileyebilir. Pek çok yönteme ait, özellikle kullanmayanlar tarafından yayılan dedikodular vardır. Bunların çoğu yöntemin özelliklerine bağlı beklenen etkilerdir. Bazıları ise asılsız söylentilerdir. Bu söylenenlerin doğruluğunu uzmanlara sorup danışmak gerekir. Gebelikten korunmak için kullanılan hap, rahim içi araç, kılıf, diyafram, kola takılan çubuklar, kadında ve erkekte tüplerin bağlanması gibi yöntemlerin pek çok özelliği vardır.
Rahim içi araç (spiral), hazneden yalnız ipliği hissedilebilecek şekilde rahime sağlık personelince yerleştirilen plastik, küçük bir araçtır.
Prezervatif, (kılıf) ilişkide erkeğin sertleşen penisine takarak kullandığı ince lastikten bir kılıftır.
Diyafram, ilişkiden önce kadının rahim ağzına taktığı küçük, yuvarlak, ince lastikten bir araçtır.
Doğum kontrol hapları, kadınların cinsiyet hormonlarını içeren ve hergün yutulması gereken haplardır.
Kadında tüplerin bağlanması, (tüp ligasyonu)
Erkekte kanalların bağlanması, (Vazektomi) kalıcı yöntemlerdir ve kolay bir ameliyatla uygulanabilirler.
Kola takılan çubuklar (Norplant) hormon içeren yeni bir yöntemdir ve beş yıl süreyle korur. Bu özellikler kadın ve erkek kullanacak kişilerin farklılığına göre sağlığı etkileyebilir. Örneğin bebeğini emziren annelerin kullanabileceği doğum kontrol hapı farklıdır. Bu durumda östrojen hormonu bulunmayan türde haplar kullanılmalıdır. Aksi halde süt azalalabilir. Doğru kullanılıp kullanılmadığına göre yöntemlerin koruyuculukları da değişir. Kim hangi yöntemi kullanmak istiyorsa özelliklerini ve nasıl kullanılacağını ayrıca öğrenmelidir. Birisi için uygun olan bir başkası için uygun olmayabilir. Ama tüm yöntemlerin en önemli yararları istenmeyen gebelikten korumaları, bu sayede de gebelik korkusu ortadan kaltığı için cinsel hayatı zevkli hale getirmeleri, kürtaj sorununu ortadan kaldırmaları ve yaşamı kolaylaştırmalarıdır.
Doğumdan sonra ne zaman yöntem kullanmaya başlanabilir?
Doğumdan sonra bazı yöntemlerle hemen gebelikten korunmaya başlanabilir. Örneğin tüpler bağlanabilir, rahime araç takılabilir. Emzirmeyi engellemeyen özel bir hap kullanılmaya başlanabilir. Kılıf kullanılacaksa ilk ilişkide kullanılır. Doğumdan sonra, hastaneden çıkmadan rahim içi araç takılmamışsa, kırkıncı günde (6.hafta) kanama olsun ya da olmasın bu uygulama yaptırılabilir. Diyafram ve kola takılan çubuklar doğum sonu altıncı haftadan sonra kullanılabilir.
Hangi doğum kontrol yöntemi en güvenli yöntemdir?
Kişi için hangi yöntem en iyi kullanılabilecekse o yöntem güvenlidir. Kullanırken dikkat edilirse tüm yöntemlerin güveninirliği artar. Ama yanlış kullanılırlarsa gebelikten koruyamazlar. Örneğin haplar, kadında ya da erkekte tüplerin bağlanması kadar güvenilir bir yöntemdir. Ancak kullanmayı unutunca hapın güvenilirliği azalır. Aynı şekilde kılıf ve diyafram her ilişkide kullanılmazsa gebelik olabilir. Rahim içi araçların kullanımında kişinin bir çaba sarfetmesi gerekmediğinden bu yöntemin gebeliğe karşı koruması kullanıcıya göre genellikle değişmez. Bu nedenle herkeste koruma etkisi fazladır. Ancak nasıl kullanılırlarsa kullanılsın unutulmamalıdır ki en az koruyan yöntemlerin başında "erkeğin kendini koruması" ya da "geri çekme" denilen yöntem gelmektedir.
Emzirme gebelikten korur mu?
Doğumdan sonra ilk altı ayda, bebek anne sütünden başka bir besin ile doyurulmuyorsa, anne adet görmedikçe gebelik riski çok azdır. (İlk iki ayda olan kırk sonu kanaması, düzenli adet görmeye başlamak değildir.) Bu durum sürdükçe ilk altı ayda başka bir yöntemle korunmak için acele edilmeyebilir. Bu süre, çiftin başka yöntemle korunmaya başlamak için bir aile planlaması danışmanından bilgi alacağı geçiş dönemidir.
Emziren anne altı aydan önce adet görmeye başlarsa ya da bu sürede bebeğe anne sütünden başka besin verilirse hemen gebelikten korunmak gerektiği unutulmamalıdır.
Tüm bebekler ilk 4-6. ayda sadece anne sütü ile beslenmelidirler. Anne sütü ile bebeğin tüm besin gereksinimleri karşılanır. Bu dönemde su dahil hiçbir ek besin verilmemelidir.
Her anne bebeğini emzirebilir. Yaşamın ilk 4-6 ayında hiçbir mama anne sütünün yerini tutamaz. Her türlü koşullar zorlanarak bebek yalnızca anne sütü ile beslenmelidir. Ancak çok nadir koşullarda, sağlık personelinin önerisi ile bebeklere mama verilebilir. Bebeğin ayına göre uygun mamalar vardır. Mamalar çocuğun beslenmesi ve gelişimini sağlamak içindir, ama biberon kullanırken ve mama hazırlarken dikkatli olunmazsa bebeğe mikrop bulaşabilir. Bu durumda biberonun temizlenmesi iyice öğrenilmelidir. Anne sütü dışında hiç bir besinde, anne sütünde bulunan ve bebeği mikroplara karşı koruyan özel maddeler yoktur. Bu nedenle mama ile beslenen bebklerde bazı hastalıklar daha sık görülür ve sık hastalanmaya bağlı olarak bu bebeklerde gelişme geriliği ortaya çıkabilir.
Doğumundan sonra bebeğin göbek kordonu ve plasenta içinde kalan kana ‘kordon kanı’ denir. Genellikle biyolojik atık olarak değerlendirilen bu kan, çok zengin bir kök hücre kaynağıdır.
Bebeğin doğumundan sonra göbek kordonu kesilir ve kordonun içindeki kan alınır. Genellikle 5-10 dakika süren bir işlemdir. Son derece kolay olan bu işlem doğum esnasında hastanın doktorları veya doğumda bulunan görevli hemşireler tarafından yapılır. Kordon kanının alınması anneye veya bebeğe herhangi bir acı vermez ve bir risk taşımaz.
Kordon kanındaki kök hücrelerin, sağlıklı bir şekilde dondurulabilmesi için doğumdan sonra 72 saat içerisinde ilgili merkeze ulaşması gerekir.<br>Kordon kanını dondurup saklamanın pek çok amacı var. Bunlardan en önemlisi, bebeğin ilerde kemik iliği nakli gerektirecek lösemi, lenfoma gibi bir hastalığa yakalanması durumunda ilik uyumu olan verici aramaya gerek kalmadan kendine ait sağlıklı kök hücrelerle tedavi edilebilmesi. Günümüzde bu yeni yöntemden, kanser, Parkinson, Alzheimer gibi -şimdilik- 50′yi aşkın hastalığın tedavisinde faydalanılıyor. Dünya çapındaki yoğun araştırmalar yöntemin kullanım alanlarını hızla geliştiriyor. Kordon kanı bebeğin kendisi için 100% uyumlu olup kardeşler içinde genelikle 25% şans bulunuyor.


